Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

DEHB temel belirtileri dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüselliktir. Bu belirtiler gelişimsel düzeyle uyuşmayacak ağırlıktadır. Aşırı hareketli, aktif ya da dikkatleri kolay dağılabilir çocuklar için uygun bir tanı değildir; çünkü erken okul yıllarındaki çocuklar genellikle bu özellikleri gösterir. Sadece çocuk hareketli olduğunda ve çocuğun ebeveyni ya da öğretmeni tarafından kontrolü oldukça zor olduğunda basitçe çocuğa bu tanıyı koymak ciddi bir hata olacaktır. DEHB tanısı tamamen şiddetli ve sürekli vakalarda konulmalıdır. Kişinin yaşamını akademik, sosyal, mesleki alanlarda olumsuz etkiler ve uyum becerilerini bozar.
Çocukluk çağında sık olarak saptanan bu nörogelişimsel bozukluk klinik ve oluş nedenleri yönünden heterojen bir sendromdur. Ancak klinik bir tablo olarak geçerliliği 546 çalışmanın meta analizi yapılarak kanıtlanmıştır. DSM-5'te de önceki sürümde olduğu gibi dikkat eksikliği ve dürtüsel/ aşırı hareketlilik olmak üzere iki boyut üzerinde 3 alttür tanımlanmıştır. Bu alttürler dikkat eksikliğinin ön planda olduğu tür, aşırı hareketlilik/ dürtüselliğin ön planda olduğu tür ve bileşik türdür.
  
Dikkat eksikliğinin ön planda olduğu tür
Çocukların yaşadıkları temel sorunların nedeninin dikkat eksikliği ile ilişkili olan durumlardan kaynaklanması

Aşırı hareketlilik ve dürtüselliğin ön planda olduğu tür
Yaşadıkları temel sorunların nedeninin aşırı hareketlilik/dürtüsel davranışlardan kaynaklanması.

Bileşik tür
Her iki gruptaki sorunlardan kaynaklanır.

Klinik görüşmelerin yanı sıra çocuğun davranışlarının farklı ortamlardaki görünümlerini belirlemek ve sağaltımın etkilerini değerlendirmek amacıyla ana baba ve öğretmen derecelendirme ölçekleri kullanılmaktadır.

Sıklık ve Yaygınlık

DEHB erkeklerde kızlardan 2,5 kat daha fazladır. Klinik örneklemlerde ise erkek/kız oranı 10 da 1 oranına kadar çıkabilmektedir. Bu durumun erkek çocuklarda dışa vuran davranış sorunları ve saldırgan tutumların daha fazla görülmesine bağlı olarak hekime daha çok başvurmaları nedeniyle olduğu düşünülmektedir. Araştırmalara göre DEHB alt türleri arasında epidemiyolojik farklar vardır. Dikkat eksikliği alt türü daha çok kızlarda görülür. En yaygın alt tür dikkat eksikliğidir, bileşik alt tür de aşırı hareketlilik alt türünden daha yaygındır. Akademik kayıp bileşik ve dikkat eksikliği alt türlerinde aşırı hareketlilik alt türünden daha belirgindir.


Belirti ve Bulgular

Dikkat eksikliği belirtisi, verilen ödevlerden çabuk sıkılma, bir görevi gelişimsel düzeyine uygun süre ve yoğunlukta sürdürememe, çevresel uyaranlarla dikkatin kolayca çelinmesi, hayallere dalma, dinlemiyormuş gibi görünme ve eşyalarını kaybetme, okuma yaparken satır atlama gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Aşırı hareketlilik, yaş ve gelişim düzeyiyle uyumsuz olarak amaçsız, görevle bağlantısız bir kıpır kıpırlığı tanımlar. Dürtüsellik belirtisi ise düşünmeden hareket etme, kuralları umursamama, başkalarının etkinliklerine dürtüsel bir şekilde dahil olma ve sırasını bekleyememe biçiminde ortaya çıkabilir.
Özgül öğrenme güçlüğü olmasa bile akademik ve iş başarıları düşüktür. Akademik eksiklikler, okulla ilgili sorunlar ve yaşıtları tarafından umursanmamak dikkatsizlik belirtilerinin artmasıyla ilişkilidir. Öte yandan yaşıtları tarafından reddedilme, kaza sonucu yaralanma aşırı hareketlilik ya da dürtüselliğe bağlı olarak ortaya çıkar. Engellenme eşiğinin düşük olması, sinirlilik ya da duygu durum dalgalanmaları da tanıyı destekleyen özellikler arasında yer alır.
Birçok DEHB’li çocukta dil, motor ya da sosyal gelişiminde hafif gecikme vardır ancak bu özgül bir bulgu değildir.. Görme ve işitme sorunları, metabolik anormallikler, uyku bozuklukları, beslenme eksiklikleri ve epilepsi gibi klinik durumların DEHB belirtileri üzerine olası etkileri dikkate alınmalıdır. DEHB’e özgü fiziksel bir özellik yoktur. Ancak bu hastalarda hipertelorizm (organizmada simetrik olarak bulunan çift organlar arasındaki uzaklığın normalden fazla olmasıdır.) yüksek kavisli damak, düşük kulaklar gibi küçük fiziksel anormallikler göreli olarak fazladır.
Belirtiler en az iki ortamda (ev, okul, iş) ortaya çıkmalıdır. Farklı ortamlarda bozukluğun temel belirtilerinin varlığını doğrulamak için doğru bilgi kaynaklarına başvurulmalıdır. Belirtiler kişinin içinde bulunduğu ortamın özellikleri nedeniyle değişime uğrayabilir. Uygun davranışların ödüllendirilmesi, sıkı denetim, yeni bir ortama girmek, ilgi alanındaki etkinliklerle uğraşmak, aralıklı olarak tutarlı dış uyaran sunulması, bire bir etkileşimle belirtiler en az düzeye inebilir ya da kaybolabilir.
Çocuk küçükken, özellikle 4 yaşından önce gözlenen aşırı motor etkinliğin normal gelişimsel özelliklerden ayrılması zordur. DEHB tanısı genellikle ilkokul yıllarında konur. Dikkat eksikliği bu yıllarda bozucu etkilerini gösterir. Bozukluk genellikle erken ergenliğe kadar durağandır. Bazı bireylerde antisosyal davranışların geliştiği kötü bir seyir izleyebilir.
Olguların önemli bir bölümünde bozukluk zaman içinde kısmi bir yatışma göstermekle beraber öğrenme sorunları sıklıkla sürmektedir. En son kaybolan belirti dikkat eksikliğidir. Kötü gidişin en önemli belirleyicileri çocukluk döneminde ek olarak davranım bozukluğunun olması, aile içi sorunlar ve zekâ düzeyinin düşük olmasıdır.


Ek Tanı ve Ayırıcı Tanı

DEHB’de ek tanı %70 gibi yüksek oranlarda görülür. Ek tanıların varlığı bozukluğun ağırlığı ve kalıcılığı ile ilişkilendirilmektedir. Sağaltım yöntemlerinin seçiminde ek tanıların belirlenmesi önem kazanmaktadır. Karşı gelme bozukluğu, DEHB’de %50-%60 gibi yüksek oranda birlikte saptanır. Bazı DEHB’liler sorumluluklarını ve ödevlerini gerçekleştirmedeki güçlükleri nedeniyle bu tip görevlere karşı ikincil karşı gelme tutumları geliştirip, ödevin önemini değersizleştirebilirler. Bu durumda karşı gelme bozukluğu ile ayırıcı tanı yapmak zor olabilir.
Bunaltı bozuklukları, duygudurum bozuklukları ve öğrenme bozuklukları da sık saptanan ek tanılar arasındadır. Yaşamın ileri dönemlerinde antisosyal kişilik bozukluğunun gelişiminde belirleyici rolü olduğu düşünülen davranım bozukluğu ise DEHB olgularının %15' inde bulunur. Üzerinde durulan diğer ek tanılar ise Gelişimsel Koordinasyon Bozukluğu, Tik Bozuklukları ve Obsesif Kompulsif Bozukluktur. DEHB, Karşı Gelme Bozukluğu ve Davranım Bozukluğu arasında davranış bozukluklarının daha hafiften daha ağıra doğru gelişimsel bir ilerleme gösterdiği varsayılmaktadır.

Oluş Nedenleri
DEHB’nin oluş nedeni tam olarak aydınlatılmamış olmasına karşın, biyolojik ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığı görüşü egemendir. Aile işlevleri ve eğitim ortamına ilişkin psikososyal etkenlerin kalıtımsal yatkınlığı olan bireylerde bozukluğun ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı rolleri vardır.
DEHB’de belirtilerin uyarıcılara yanıt vermesi, ailesel özellik taşıması, klinik belirtilerin frontal lob hasarlı erişkinlerin davranış örüntüsüyle benzerliği gibi bulgular biyolojik oluş nedeninin güçlü kanıtlarıdır. Son yıllarda hızlı bir gelişim gösteren nörogörüntüleme tekniklerinin kazandırdığı bilgiler de bozukluğun biyolojik temellerine ışık tutmaktadır.


Sağaltım

Günümüzde kabul edilen yaklaşım, ilaç sağaltımın yanı sıra çocuk, aile ve öğretmenleri kapsayacak biçimde planlanmış psikososyal girişimler ve destekleyici tutumları içermektedir. Kanıtlanmış etkileri ve görece az yan etkileri ile uyarıcılar sağaltımda ilk seçenektir.
Atomoksetin, alfa 2 agonistler, trisiklil antidepresanlar, venlafaksin, bupropion ve modafinil de kullanılan ilaçlar arasındadır.
Ana babalar çocuklarda uyarıcı ilaçların kullanılmasının ileri yaşlarda madde kullanımına veya bağımlılığına yol açmasından endişelidirler. Bu amaçla yürütülen bir meta analiz çalışması çocuklukta DEHB nedeniyle uyarıcı ilaç kullanmanın madde ve alkol kötüye kullanımı/bağımlılık riskini azalttığını göstermiştir.



© Copyright 2024 Zera Psikoloji